Our first photoreportage *


      My lovely readers,

      this time I am writing to you not in order to show you something of mine, but in order just to present the work of the four children with whom I will share my entire summer and a few cold months. Last week, Aysenur, Buse, Elif, Pelin and I decided to have a small workshop on Photoreportaj, which is a little bit more expressive and not so informative. I asked from the children to find a photo they like and then write few of their thoughts about it above it. 
      Sometimes, it is hard for us to express our feelings, even though it is about something that we see or experience everyday. Maybe because we don't find it important to express, or even because we never thought that we could do so. The goal of this photographic exercise is not only to reach a very good aesthetic outcome, but also to come in contact with yourself and the feelings that a photo or a situation is causing to you. 
      This is our small first photoreportage effort, but more of it will follow!

      ENJOY!!

                   
                  
                                     KÜÇÜK İSYANLARIMIZ  from Buse Altun

    Kaçmak isteriz bazen herkesten, her şeyden. Belki de yok olmak isteriz. Bir hücremizin bile buraya ait olmasını istemeyiz. Savrulmak isteriz dört bir yana, rüzgar misali. Gözlerimiz kaçmak ister, gitmek uzaklaşmak buralardan. Burnumuz kulaklarımız, saçlarımız. Çaresiz dudaklarımız. Bedenen yok olmak istiyoruz. Çünkü ruhen yokuz aslında.
   Kestirip atarız her şeyi, düşünmeden kafa yormadan. ‘’Hayat zor’’ deriz. Bu iki kelimeyi hemen birleştiririz. Hayat gerçekten bu kadar zor mudur? Ya da bunları söylemek mi çok kolay? Beklide cevap bulamadığımız için böyle kestirip atıyoruzdur.
Küçük bedenlerimizin isyanlarıdır aslında bu. Yıllarca acı çekmiş, çürümüş ve düşünemeyen canavarlar olmuşuzdur. Bizler artık düşünemeyen varlıklarız. Ya da düşünmeye çabalamayan varlıklar…



                                     DUVARDAKI YÜZ from Elif Güngör

     İnsanı yaşatan umutlarıysa öldürebilecek olan korkularıdır.

  Aniden gelen bir ses,bir anda giden elektrikle çöken karanlık ya da bir sevimli bir böcek senin korkun olabilir.Ama korkular insanlardan parçalar alıp götürür.Hayallerin önüne geçen bir engeldir bazen.Uçağa binmek bir hayal olarak kalır.

  Ben en çok ailemden birinin beni terk etmesinden,karanlık bir odada ışık bulamamaktan ve sonra çaresiz kalmaktan,yüzememekten korkarım.
yüzmek benim için özgür olmak,ışık bulmak benim için bir umut ve terk edilmek yalnız kalmak demek.Yaşımla birlikte korkularım da büyüdü.Önce balonumun kaçmasından korktum,biraz büyüdüm yakalayamamaktan korktum sonra patlamasından korktum.
biraz daha büyüdüm... Ya bir daha hiç balonum olmazsa?
Bu fotofraftaki duvar...
Bir kaç yıl önce babam bizi terk etti.Şimdi başka bir ailesi var.dökülen o parça babamdı,başka bir duvara yapıştı.Korkuları insanların hayatlarında yaralar bırakır.bazen derin bi döküntu bazen bir çatlak ama mutlaka bir iz olur.
Dışarıdan görünen gülen bir surat olsa da kopan her parça korkuların götürdüğü hayaller gibi...Eksik.
...bu duvar bana benziyor.korkularını gizlemeye çalışan eksik ve biraz kırılmış ama aynı zamanda ayakta durmaya çalışıyor.

Duvar aslında en çok hayalsiz kalmaktan korkuyor.


                                                            ISTASYON from Pelin Topçu

     Biz insanlar öyle garip varlıklarız ki, öyle garip bir düzenin içine oturtmuşuz ki hayatımızı. Küçükken, bir an önce büyümenin hayalini kurarız, büyüdüğümüzde hep küçük kalmanın. Annesinin kucağında yaptığı bir yolculuk sırasında içinden geçtiği şehre seneler sonra hayalleri için geleceğini nereden bilebilir insan, bir tren istasyonunda karşılaştığı adama tertemiz bir şaşkınlıkla bakarken, bir gün aynı adama eskiden olduğu yerden bakmayı nasıl isteyeceğini de, aynaya baktığında o istasyondaki çocuğun gözlerindeki masumiyeti tekrar görebilmek için keşke diyeceğini de.
      İnsan olmak zor iş , attığın her adımda büyüdüğünü düşünürken, parça parça eksildiğini , hiç zamanın kalmadığında fark etmek, zor iş.
      Nasıl da kirlettik aslında istasyondaki çocuğu. Ne vardı sanki öğrettik ona savaşı ? Suçluyuz, bizi affetmeyecek. Biz affettik mi sanki bizden öncekileri? Hep suçu başkalarında aramadık mı, yahu kim getirdi bu dünyaya kötülüğü?




    SİMGE from Aysenür Kolukısa

      Biri gözlerini kapatmış kara kara düşünüyordu. Diğeri ise hep bir tarafı eksik olarak hayatın zorluklarıyla uğraşıyordu. Hayat zaten zordu..  Tek patisinin olmaması işleri daha da zorlaştırıyor çıkmazlara sokuyordu.  Dışarıda bir sürü saldırgan hayvan vardı . Onlara nasıl karşı koyabilirdi.  
   Hayvanlar insanları , insanlar hayvanları simgeliyor…
İnsanlarda böyledir birileri bir tarafta hep düşünür ya mutlu olur ya mutsuz ya da hayatlarına hep eksik devam ederler. Ama öyleleri vardır ki her şeye rağmen dimdik yaşarlar , hayatın zorluklarıyla savaşırlar ..

    Sonuç olarak hayat korkuttuğu, ittiği ve hatta damgaladığı zaman değil kara kara düşündürdüğü zaman yıkıcıdır.



Comments

  1. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  2. Çok güzel bir çalışma olmuş, seçtiğiniz fotoğraflara sizin gördüğünüz gibi bakmak aynı zamanda bakış açısını da geliştiren bir şey, elinize sağlık!

    This is a great work, looking at the photos that you chose from your way of seeing is also something that develops the point of view, well done!

    ReplyDelete

Post a comment